"Ruh Çağırma Seansı " @berkcakirel yazdı

04.04.2016 17:46

                RUH ÇAĞIRMA SEANSI

Fenerbahçe dün Osmanlı karşısında puan kaybına asla tahammülünün olmaması gereken bir maçta berabere kaldı ve şampiyonluk yolunda çok büyük belki de telafisi olmayacak bir yara aldı. Dikkat ettiyseniz ‘’puan kaybına asla tahammülünün olmadığı bir maçta’’ demedim. ‘’ Asla tahammülünün olmaması gereken’’ dedim. Zira dün Fenerbahçeli oyuncuların puan kaybına gayet de tahammülü vardı. Rakiplerini birer birer geçen Beşiktaş’ı takip eden, önünde Konya ve Galatasaray gibi iki çok zorlu deplasmanı bulunan bir takımın dün kendi sahasında bu maçlar öncesinde bu kadar laubali ve isteksiz bir oyun oynamasını başka türlü açıklayamayız.

Bu yazdığımdan Osmanlı maçının kolay bir maç olduğu ve Fenerbahçe’nin zorlanmadan kazanması gerektiğini düşündüğüm anlamı çıkmasın. Osmanlıspor son haftalarda ligin en iyi ekiplerinden ve 8 maçtır yenilmeyen bir takım. Reşit Akçay’ın öğrencileri büyük bir saygıyı hak ediyor. Ancak Avrupa’dan hakemin katkısıyla elenen, bu yüzden lige daha da konsantre olmasını beklediğimiz Fenerbahçe’nin Kadıköy’de bu denli silik bir oyun oynaması kabul edilemez. İlk 20 dakikada maçın çetin geçeceği belli oldu. İlk yarıda Osmanlıspor orta sahada yaptığı baskı ve faullerle oyunu kilitlemeyi başardı ve Fenerbahçe’nin oyunu rakip yarı alana yıkmasını, klasik Kadıköy futbolu oynanmasını engelledi. Fenerbahçe de zaten sezon başından beri orta sahada sık sık faul yapan bir takım. Bu, Pereria’nın oyun anlayışının en önemli ilkelerinden. Kaybedilen toplardan sonra agresif olmak ve topu hemen geri kazanmaya çalışmak. Yani Gegenpress(Karşı Pres) futbolu. Çünkü Klopp’un Dortmund’unun öncülük ettiği bu anlayışa göre rakibin en savunmasız olduğu an yeni kazandığı topu hemen kaybettiği an. Bu karşı pres futbolunun bu sezon Pereira’nın Fenerbahçe’sinde de işe yaradığını sık sık gördük. Ama Mustafa Reşit Akçay Fenerbahçe’nin oyununu çok iyi analiz etmiş ve takımına da tıpkı Fenerbahçe gibi orta sahada sık sık taktik fauller yapma talimatı vermiş. Hal böyle olunca ilk yarıda sahada futbol namına pek bir şey göremedik.

Burada Pereira’nın bazı inatçılıklarını sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Karşı Pres anlayışını takıma yerleştirmek güzel. Türkiye’de Klopp futbolunun uygulandığına ilk kez şahit oluyoruz. Ancak bu futbol anlayışının en önemli gereklerinden biri topu kazandıktan sonra 2.bölgeden 3.bölgeye hızla geçip çabuk bir şekilde skora gitmektir. Fenerbahçe kaybettiği topu hızla geri kazanmakta başarılı. Yani Gegenpress’in ilk aşaması başarıyla uygulanıyor sezonun genelinde (Dün o da başarıyla uygulanamadı. Nedenine birazdan değineceğim.) Ama Gegenpress’in asıl amacı olan kazanılan topla rakibi hazırlıksız yakalayıp skora gitme kısmı Fenerbahçe’de tam anlamıyla uygulanamıyor. Fenerbahçe’nin bu şekilde attığı gol sayısı pek fazla değil. Braga maçında Topal’ın golü, Beşiktaş maçında Nani’nin golü, Akhisar maçında Fernandao’nun golü… Bunlar geliyor aklıma ilk olarak. Dün ekstra olarak Osmanlıspor da Fenerbahçe gibi orta sahada sık sık topu kazanmak için faul yapınca Fenerbahçe’nin ritmi tamamen bozuldu ve Fenerbahçe de topu kazanmak için çok faul yapmaya başladı. Yani Gegenpress dün Fenerbahçe’ye zarar verdi. Peki Fenerbahçe’nin sadece tek bir oyun anlayışına sahip olması, alternatif bir plan üretememesi doğru mu ? Aykut Kocaman dönemindeki gibi rakibi ceza sahası civarına hapsedip top çevrilen set oyunu uygulanamaz mı ? Ya da Ersun Yanal’ın bekleri oyunun en kilit isimleri haline getirdiği, oyunu kanatlara yığan topyekun hücum anlayışı en azından dün 60.dakikadan sonra denenemez mi ? Pereira’nın Fenerbahçe’sinin bu kadar az gol yemesinin, adeta birkaç maçta bir pozisyon vermesinin en önemli sebeplerinden biri bu Gegenpress futbolu. Takımın müthiş bir savunma anlayışı kazanması harika bir şey. Pereira’yı bu başarısından dolayı her zaman takdir de ettik. İyi ama Fenerbahçe gibi yıllardır evinde rakibiyle berabere kalması bile şaşkınlığa uğratan bir takımın dün savunmaya bu kadar önem verip hücum aksiyonlarını bu kadar boşlaması olacak iş değil. Fenerbahçe eğer ligde evinde Osmanlıspor’a karşı müthiş bir savunma uygulayıp hücumda bir şey üretemiyorsa Pereira, Fenerbahçe’nin büyüklüğünü pek iyi anlayamamış demektir. Fenerbahçe eğer büyük bir Avrupa takımıyla maça çıkmıyorsa rakibine göre hazırlanmaz; rakip Fenerbahçe’ye göre hazırlanır. Pereira’nın rakiplerden önce bunu analiz etmesi gerek.

Pereira’nın bir diğer inadı da Josef de Souza. Haftalardır maçlardan sonra Josef hakkında aklımda kalan tek şey rakibe yaptığı fauller. Kadroda zaten Mehmet Topal gibi üst düzey bir ön libero, bir çapa varken Josef her maç neden ilk 11 oynar ? Bu arada ‘’Josef, Topal’ın zaten kopyası. Bu yüzden oynamasına gerek yok.’’ yorumu en sık rastladığım yorumlardan biri. Ancak doğru bir yorum değil bu. Josef, Topal’ın en az 3 gömlek altı bir oyuncu ve tam da bu nedenle onunla birlikte oynamasına gerek yok. Dün devre arasında Pereira da bunu fark etti sanırım artık ve prensini oyundan alarak bizleri şoka uğrattı. Bu kadar düz, sıradan, hatta ve hatta vasat bir oyuncunun bu sezon Fenerbahçe’nin en çok ilk 11’de başlayan 3 oyuncusundan biri olması çok tuhaf hakikaten.

Son olarak, bu beraberliğin faturasını sadece Pereira’ya değil oyunculara da kesmek gerektiğini düşünüyorum. Dün gerçekten hiç konsantre değildi Fenerbahçeli oyuncular. Maçı kazanmayı yürekten istemediler. Takımı ateşleyecek bir isim yoktu sahada. Fenerbahçe’nin bu seneki en önemli sorunlarından biri de bu. Emre Belözoğlu, Alex, Tuncay Şanlı, Kuyt, Van Hooijdonk gibi hücumda sorumluluk alıp takıma liderlik edecek bir isim çıkmadı bu kadrodan. Savunmada Kjaer, Gökhan gibi liderler var ama hücumda bu tarz bir lider yok. Van Persie için ise tam anlamıyla hayal kırıklığı demekten artık çekinmiyorum. Takımın kendisini besleyemediği yorumları kimi zaman doğru ama Van Persie gibi bir ismi bu kadar oyundan kopuk, hatta zaman zaman beceriksiz görmek çok üzücü. Dün boş kaleye ıskaladığı top, 3 maçta havadan ayağına gelen volelik vuruşları ıskalaması, Portekiz’deki Braga maçında kaleciyle karşı karşıya kalacakken topu anlamsız bir şekilde eliyle önüne alması gibi örnekler Hollandalı’nın oyununun nasıl gerilediğinin net örnekleri. Kısacası Fenerbahçe şampiyonluk şansını çok zora soktu. Bu saatten sonra ilk olarak yapılması gereken bir ruh çağırma seansı düzenlemek. Galibiyeti en az taraftar kadar arzulayan, canını dişine takan bir mücadele ortaya koymak. Bu saatten sonra şampiyonluk için ne kadar işe yarar bilinmez ama en azından taraftarlar takımlarının puan kaybetmeye razı oyununu izlemek zorunda kalmazlar…